Fikirci Bey yazdı: GERÇEKTEN ALTERNATİF MİSİNİZ?

İlk zamanlarda birkaç ayda geçeceğini sandığımız salgın, ikinci yılını dolduruyor. Süratle aşı bulunmasına ve oldukça etkili mücadele edilmesine rağmen toplumu hareketsiz bırakan bu felaketin sonuçları daha da uzun dönemli olacak gibi. Üstelik ufukta bittiğine dair de bir gösterge olmadığı gibi, varyasyonlarla bizi “ters köşeye” yatırmaya devam ediyor. Varyasyonların ne yöne gideceği belli değil ama sonsuz ihtimallerden birisi de virüsün varlığını, girdiği canlıyı öldürmeden sürdürecek şekle dönüştürmesi de var. Yani pandemiden endemiye dönüşmesi. Bulunduğu yerin işgalcisi değil yerlisi haline gelmesi. Dünya ekonomik sisteminin ne kadar dinamik olduğunu, kapitalizmin hareketsizliğe karşı ne kadar tahammülsüz olduğunu hatırlatmaya gerek yok. Bisiklet gibi, tekeri döndürmezseniz düşersiniz. Oysa salgın bizim olabilecek en düşük hızla pedal çevirmemize neden oldu. Ve tabi çok sayıda da düşenler oldu, özellikle de üreticiden pazara uzanan tedarik yollarında. Şimdi bu yollar süratle tamir ediliyor, canlanıyor. Zaten sistem de sürekli kendini iyileştirmeye, geliştirmeye meyilli, çünkü kârı maksimize etmeye programlı. Ancak bu süre birçok ülkede iktidarları zorlamaktan geri kalmıyor. Herkes biliyor dünyada bir kriz olduğunu ve herkesin kötü günler yaşadığını. Ama siyaset öyle değil işte… Eğer bir olay “sizin nöbetiniz” sırasında yaşanmışsa o süreçten siz sorumlu tutulursunuz. Seçmenin “vefasına” güvenemezsiniz. Elitistlerin iddialarının aksine bilinçsiz seçmen diye bir şey yoktur. Çünkü seçim sandığına gittiğinde seçmene “kuantum fiziği nedir?”, “Soğuk füzyon nasıl gerçekleşir?”, “Aristo’nun demokrasi konusundaki görüşleri nelerdir?” gibi sorular sorulmaz. Elindeki oyla sandık başında dikilen seçmene aslında bir tek soru sorulmuştur “Son 4-5 yılın nasıl geçti?”. Evet, bu kadar düz bir soru. Eğer iyi geçtiyse seçmen iktidardaki partiye oyunu vermeye devam eder. Geçmedi ise alternatif arar. Burada asıl görev alternatiflere düşmektedir. Kendilerinin gerçek bir seçenek olduğuna inandırmaları gerekir. Bizde muhalefetin elinde böyle bir alternatif olma gücü yok mudur? Elbette vardır. Hatta son yerel seçimde kendilerini ispatlamak için Ankara ve İstanbul gibi resmi diğeri finansal başkentin büyükşehir belediyelerini kazanmışlardır. Kendilerini göstermek için ellerinde bundan daha büyük fırsat geçemezdi. Peki, bu fırsatı değerlendiriyorlar mı? Elbette bu konuda çokça spekülasyon olacaktır. Siz medyadaki yaygaraya çok da bakmayınız. Sandık, sesi çok yüksek çıkanların kazandığı bir mecra değildir. Bunu en iyi zaten iktidar bilir. 2002’de iktidara geldiklerinde medya gücü en zayıf olan onlardı. Şimdi de yerel yönetimlerin neler yaptıklarının tek gerçek şahidi o yönetimler altında yönetilen halk olacaktır. Günlük yaşam içerisinde belediyelerin becerileri de beceriksizlikleri de anında ve filtresiz görülür. Bu güne kadar bunu göremeyen bir halk hiç olmamıştır. Onun için doğru cevap ilk seçimde alınacaktır. Muhalefet mevcut kriz durumunun kendisi için ne kadar avantajlı olabileceğinin farkında ve iktidarı seçime zorlamaya çalışıyor. Bugün seçim olsun istiyor. Ancak burada iki önemli sorun var. Resmi olarak iktidarın daha bir buçuk yılı var, görünüşe göre bu süreyi de sonuna kadar kullanacak. O zaman muhalefete akılcı bir seçenek kalıyor. Bu süre içinde elindeki olanaklarla kendisinin daha iyi bir alternatif olduğuna inandırmak. Yani işler ne kadar kötü giderse kendilerinin de o kadar iktidara yakın olduklarını sanmak değil. Ben bu halkın bu güne kadar kendisine hizmet edene ihanet ettiğini görmedim.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.